25 Mayıs 2020 Pazartesi

İyi Bayramlar...

Merhabalar,

Ne acaip günlerden geçiyoruz değil mi? 23 Nisan ne tuhaftı evdeydik, bu nasıl bayram dedik.. Balkonlardan marşlar söyledik, alkışladık.. 19 Mayıs ta yine evdeydik. Yine marşlar söyledik, komşularımızla selamlaştık.. Şimdi de Şeker Bayramı yine evdeyiz. Bayramlarda büyüklerimizle, tüm sevdiklerimizle buluşmak, kapıya gelen çocuklara şeker ve harçlık vermek hayal oldu. Yeni bir dünyaya doğru evriliyoruz. Her şey dijitalleşmeye başladı. Bayramın birinci günü hatların yoğunluğundan bir sürü görüşme yapılamadı. Evden çıkamayan telefona sarıldı.. En azından biz öyle yaptık. Bir de bu 4 gün evde oturma, sokağa çıkmama hallerinde toplu alışveriş yapma alışkanlığı gelişti. Sonra da mutfaktan çıkamama halleri.. Can sıkıntısından ye babam ye.. Biri buzdolabının içerisine kağıt asmış, karnın aç değil sadece canın sıkıldı, kapıyı kapat diye..:))) bayıldım. Biz iki öğüne indirdik. Nasılsa atıştırmalık yiyoruz, bari bir öğünü kalori olarak almayalım diye.

Geçen sokağa çıkma yasağında da kabaklı börek yapmıştım. Tarifini istemiştiniz. Dün de patlıcanlı börek yaptım. Hemen koyayım dedim. Belki evinde yufkası olan, patlıcanı olan vardır.

Biz iki kişi olduğumuz için en küçük paketli yufkayı almıştım Migros'tan ama onda bile 4 tane varmış. Bir öğünde bitecek yemekler yapmayı seviyorum. Onun için sadece iki yufkasını kullandım. Geri kalan iki yufkadan da bir şeyler yaptım. Onu da kahvaltıda yedik.

Gelelim tariflere;

Önce malzemeler;
Patlıcanlı iç
Patlıcanlı iç için;
3 tane ince patlıcan
4-5 domates (orta boy)
1 orta boy soğan
1 diş sarımsak
zeytinyağı
tuz
karabiber
evde yoktu, maydanozda çok yakışıyor. Dilerseniz acı biber de koyabilirsiniz birazcık. Damağınıza uyarsa. Bize uymuyor koymadık..

Börek için;
1 bardak su
1 bardak yoğurt
1 yumurta
yarım bardak zeytinyağı
yarım bardak beyaz peynir
2 yufka

Yapalım bakalım şimdi..

Böreği döşerken yaptığım sosun görünüşü..
Önce soğanı zeytinyağıyla pişiriyoruz. Ölsün yeter. Sonra rendelediğimiz domatesleri ve daha önce pijamalı soyup dilim dilim kestiğimiz (enine halka halka kestim ben, dilediğiniz gibi yapın, böreğin içinde gözükmeyecekler) patlıcanları, sarımsağı bütün koydum, sonra çıkarmak üzere, tuzu, karabiberi ekledim. Domateslerin suyuna bağlı olarak birazcık ta su koydum. Altını kıstım ve pişmeye bıraktım.

Piştikten sonra biraz soğumasını bekledim.

Pişince rahat kesilsin, sos içine de işlesin diye kesilmiş börek..
Böreği yapacağım fırın kabının dibini yağladım. Bu arada su, yoğurt, yumurta ve zeytinyağını çırptım. Bir yufkayı ara katlarına bu sostan koyarak döşedim. Soğuttuğum patlıcanı (biraz ılık olsa da olur yeter ki çok sıcak olup yufkaları etkilemesin) araya suyunu süzerek döşedim. (3 patlıcan çok geldi. Bu gün onunla da patlıcanlı pilav yapacağım.. dilerseniz onun da tarifini veririm. ) Üzerine yarım bardak beyaz peyniri ufaladım. Kaşar olur, tulum olur, lor olur.. hiç koymasanız da olur..:)) maydanozu doğradım demek isterdim ama maydanozum yoktu. Siz burada maydanozu doğrayın. Geri kalan yufkayı yine kat kat döşeyin. En üstüne koymak için önceden bütün bir parça ayırın. En üste bütün parçayı koyun, Dışarı sarkıttığınız parçaları içeri katlayın. Yemek isteyeceğiniz gibi dilimleri kesin. Sonra kalan sosu (kalmıştır mutlaka) üzerine dökün. Yarım/1 saat buzdolabında bekletin. Bu en az süre. Bir gece filan beklerse efsane olur.

Önceden ısıtılmış fırında 180-200 derecede 30-40 dakika pişirin. Bu süre üzeri kızarıp altının da hafif renk değiştirdiği bir süre. Her fırına göre değişiyor. Tam zaman vermek malesef mümkün değil.
Biz yoketmeden önce..
Piştikten sonra biraz bekliyorsunuz.. Demleniyor. Tam soğumadan afiyetle yiyorsunuz.

Gelelim kalan iki yufkaya.. hazır bulaşıklar ortada, malzemeler ortada... sabah hazırlığını da yapalım değil mi?

Resim yazBu sağdaki fotoğraf ta bu sabah pişen çakma su böreği...
ısı ekle
Böreğin içine koyduğumuz sosun susuzunu hazırlıyoruz. Bu kez peyniri de bu sosun içine karıştırıyoruz. Bu sosa biraz karabiber ve tuz da ekledim. Tuzu peynirinizin tuzunu göz önüne alarak koyun. Aklınıza gelen bir sürü baharatı da koyabilirsiniz. Maydanoz ve dereotu çok yakışır ve tabii ki bende yok. :)) Kalan iki yufkayı da bu sosa kırpıp kırpıp ekliyoruz. Güzelce karıştırıyoruz. Pişireceğiniz kabın dibine biraz zeytinyağı ile yağlıyoruz. Sonra da bu bulamacı kaba döküp, üzerini kapatıp buzdolabında sabaha kadar bekletiyoruz. Sabah fırını 180 dereceye ısıtıp, çay demlenene kadar pişiriyoruz. Sanki su böreği.. Afiyet bal olsun..

Tekrar iyi bayramlar...









2 Nisan 2020 Perşembe

Sıra kebaplara geldi :))))

Merhaba,

Bir garip günlerden geçiyoruz.. Hepimiz evlerde kapalıyız. Ben her sabah maske, eldiven önlemlerimi alarak atelyeye geliyorum. Çünkü burada daha çok yiyecek var dermişim :))) Öyle değil ama burada daha çok yapacak iş var. Evin mutfağının yarısını da buraya taşıdığım için burada yaşamak biraz daha keyifli. Akşamları el ayak çekilince yine gidiyorum eve usul usul. Kedi bebeler (çok değil korkmayın iki tane) beni bekliyorlar.

Yıllar önce de İstanbul'daki yoğun tempomdan İzmir'e taşındığımda (o zaman evliydim, eşimin işi nedeniyle gelmiştik) üç ay kadar iş bulamamış, hayatımda yapmadığım bütün yemekleri yapmaya başlamıştım. Eşimin bütün bekar arkadaşlarını çağırıp yemek yediriyordum. Bir gün evde 7 çeşit yemek olduğunu bilirim.  Onu da deneyeyim bunu da deneyeyim derken ev restorana dönmüş.. Hemen gençleri çağırdık, yedik bitti.. (o gençler şimdi Profesör oldular. Biri Üroloji diğeri de Çocuk Cerrahı) Yine öyle denemeli yanılmalı günlerdeyim..:))

Bu gün bir yemek yaptım onu yarın paylaşacağım. Bu paylaşım Sayın Ali Nazik'in..

Bilen bilir, ben çok uğraşmalı yemek sevmem.. Ali Nazik'i nasıl pratik yaparım dedim. Kuşbaşı yoktu, kıyma vardı, ondan da olur dedim.. Yaptım oldu.. Size de tarifini vereyim de Ali Nazik ten korkmayın dedim.

Geçenlerde yarım kilo dana az yağlı kıyma alıp üçe bölmüştüm. Sonra da gıda torbalarına koyup incecik yassıltıp derin dondurucuda dondurmuştum.

Bir soğanı incecik doğradım. Tavaya biraz zeytinyağı koydum. Soğanları az biraz kavurdum.  İçine biraz çözülmesini beklediğim kıymayı ekledim. Güzelce kavurdum. Kavrulduktan sonra içine biraz (bir yemek kaşığı) acı olmayan biber salçası, yarım çay bardağı su, tuz, karabiber, kekik ve bir kaşık ta tereyağı ekledim. Karıştırarak bütün bu tatların karışmasını sağladım. Bu arada daha önce közleyip derin dondurucuya koyduğum közlenmiş patlıcanları çıkardım. Mikro dalgada çözdürdüm. Güzelce küçük küçük doğradım, sonra tahta kaşıkla ezdim. Bu noktada sarımsak koyabilirsiniz. Ben koymadım. Süzme yoğurt yoktu. Yoğurdumu tel süzgece koyup süzdürdüm, 15 dakika kadar. Süzülmüş yoğurtla patlıcanı karıştırdım. Miktar keyfe keder. Kıymanızın sıcak olduğundan emin olun. Yoğurtlu patlıcanınızı da ya bir sahanda ya da mikro dalgada hafif ısıtın. Ben tabağımı da mikro dalga fırında ısıttım. Yoğurtlu patlıcan ile kıymama yatak hazırlayıp üzerine de kıymayı serdim :) üzerini de maydanoz ile süsleyip afiyetle yedim.

Size de afiyet olsun.. (görseli yükleyemiyorum, instagram hesabımdan bakarsanız memnun olurum. https://www.instagram.com/p/B-cTtAlJJ2K/ )

1 Nisan 2020 Çarşamba

Keşküüll...

Merhabalar,

Evlere kapandığımız şu günlerde hepimiz mutfak keyfini yeniden keşfettik.. (Ben zaten mutfaktaydım ama şimdi çoğunluk mutfakta :)))) )

Sürekli evde olunca ne yapalım ne yiyelim soruları can sıkıntımızın başladığının belirtileri olarak ortaya çıkmaya başlıyor değil mi?

İşte bu keşkülün hikayesi böyle başlamadı..:)))) Dolapta süt vardı, taze midir değil midir bilemedim. Açıktı, Karya'dan kalmış. Yani Karya açmış böylece ben açılma zamanını bilemedim. Karya da Korona izninde.. Yok yok merak etmeyin hasta değil. Hasta olmasın diye evinde.. Neyse, efendim uzatmayayım. Sütü kaynatıverdim. Peki, kaynamış süt ne olacak.. eyvah en büyük soru bu.. Çünkü bende laktoz hassasiyeti var ve süt içemiyorum. Süt ürünleri tüketebiliyorum ama sütü doğrudan içemiyorum.

En sevdiğim sütlü tatlı olan keşkül yapmaya karar verdim. Bademi zaten severim.. Tatlıyı da zaten seviyorum. Ee daha ne olsun.. Daha önce de @ardanınmutfağından  tarifler denemiştim. Hemen baktım.

Gelelim tarife;
1 litre süt
1 su bardağı şeker (ben birazcık daha az koydum)
2 yumurta sarısı (Ardanın tarifinde 1 yumurta sarısı diyor. )
1 su bardağı toz badem
1 su bardağı iri doğranmış badem (bu da benden..)
1 paket vanilya diyor Arda. Tabii ki ben paket vanilin filan kullanmadım. Vanilyanız yoksa hiç bir şey koymayın. Vanilin kimyasal bir ürün bildiğiniz üzere..
2 yemek kaşığı nişasta
3 yemek kaşığı su

Yapılışı cidden kolay, korkmayın;

Sütü, şekeri, yumurta sarılarını ve toz bademi tencereyi ateşe koymadan önce karıştırıyoruz. Sonra da ateşe koyup karıştırmaya devam ediyoruz. Süt kaynamaya başlayınca içine suyun içerisinde erittiğimiz nişastayı ekliyoruz. Karıştırmaya devam.. Kim korkar karıştırmaktan..:)) değil mi?? Kas yapar kas..:))) Altını biraz kısın ve boza kıvamına gelinceye kadar karıştırın. Oldu bu dediğiniz noktada içine bütün bademden kıyılmış bademleri ekleyin ve bekleyin iki tikirdasın. Ateşi kapatın ve kaselere bademlerin eşit dağıldığına dikkat ederek boşaltın. Soğuyuncaya kadar üzeri açık beklesin, sonra üstlerini strech film ile kapatıp buzdolabına koyun. Ertesi gün tüketmenizi, tüketmeden önce de üzerine bademlerle süslemenizi öneririm. (Pişirdiğim gün de yedim, biraz daha sulu oluyor.. ama ılık ılık lezzet efsane... )

Haydi afiyet olsun...



21 Ocak 2020 Salı

Hoooppp Cupcake yapıyoooruuzzz...

Merhabalar,

Hep diyorum ki, artık daha sık bloğuma yazacağım.. tarifler, tatlar, yenilikleri daha hızlı paylaşacağım... Yok şekerim, beceremiyorum bir türlü.. Hep yoğun olmak bir hastalıkmış.. vallahi benimki pek hastalık değil iki meslek bir hobi olayı.. Ne yardaan ne serden vazgeçemiyorum o zaman da zaman yetmiyor..

Son paylaşımda çarşıyı duyurmuşum.. Ohooo sonra o kadar çok şey oldu ki.. Efendim çarşımız çok keyifliydi.. Yine 150 kişi civarında konuğumuz oldu.. Bu defa ki çarşı eğlenceliydi de.. Griyyy yani satsumania'lar bize gitar çalıp şarkılar söyleyerek çok güzel anlar yaşattılar. Bendir kursundan (yeni hobi :)) ) arkadaşlarım geldiğinde biz de rahat durmadık çaldık söyledik.. Kısacası gelecek yıl için şimdiden planlar yapmaya başladık. Hadi hayırlısı.. :))

Bizim çarşı bitti, Fransız Kültür'deki Noel çarşısına bu yıl kur'a da çıktık. Bu kez ona hazırlandık. Çok yorulduk, çok eğlendik. Fatma bize desteğe geldi. (Fatma'nın kimliği sır :))))  ) gündüz satış, gece çikolata yapıp 4 gün ayakta yaşadım ama güzeldi.. Sonra da İstanbul ve Ankara siparişlerimizi hazırlamaya devam ettik.

Yeni yıla bu yıl uçakta gireyim dedim ama yılbaşı saat 12 de İstanbul'dan Antalya'ya giden uçak dışında bir uçak bulamayınca yine arabayla İstanbul yollarında yeni yıla girdik. Yine yanlış radyoyu açıp bu defa hiç giremiyorduk yeni yıla neredeyse.. TRT1 ile yeni yıla girme şaşkınlığında bulunduk. Yine Bursa da konakladık. Yine 1 Ocak ta İpek le Bursa da buluştuk. Pek özleşmişiz.. gitmeyeydin iyiydi.., İpek hanım siz buraya gelin diyaloglarını tekrarladık.. Sonra ver elini İstanbul.. Güzelim Zeliş'imi, Zeynep'imi, Ömer'imi, Rukiye'mi, Ece'mi vee tabii ki efsane Sare'mi gördüm..

Gelelim bu günlerdeki yeniliklere..

Öncelikle duydunuz mu duymadınız mı bilmiyorum www.ipeksitatlar.com artık açıldı. Üstelik satış yapabilen bir site olarak açıldı. Yani ürünlerimize sitemizden ulaşıp sipariş verebiliyorsunuz. Bazı fotoğraf eksiklerimiz ve düzelteceklerimiz var.. ama fena değil sanki.. bir bakmak istersiniz belki..

Sonra bebelere şekersiz ürünler yapmaya devam ediyoruz. Anneleri de yiyebilir.. hatta anneanneler veya babaanneler de yiyebilir..:)))

Neler yapıyoruz?
Şekersiz marmelatlarımız, sekersiz az glutenli, dut unlu bisküvimiz, keçiboynuzlu siyes unlu kurabiyelerimiz, ekşi maya ekmeklerimiz, bebeklere tarhanamız..

Veganlar için de ürünler geliştiriyoruz..
Bugün nutellanın ipeksi versiyonunu yaptım.. yarın tadıcam.. az soğusun dermişim. Ocakta bergamutlar reçel olmayı bekliyorlar.. Yarın kaynayacaklar..

Hadi bana müsade şimdi, çocuklataları kalıplarından çıkartıp paketlemem lazım.. Yarın Bilge Çiftliğine gidecekler..

İpeksi Tatlar ürünlerini, Sultanveli Organik Alsancak'ta, İgi Coton & Cafe de, Alsancak Gourme meze evinde, Chapter Coffe de bulabilirsiniz.. Giderek yayılmayı planlıyoruz..

Size daha yakın olmayı diliyoruz..

Yeniden görüşünceye kadar esenlikle kalın.. (eski kadınım, napalım yeni yıla TRT1 ile girince eski haberler gibi bitirdim yazımı.. )

Hadi bayyy.. ;)))

Yok öyle benden kurtulmak.. unutmuşum yazmayı.. bu perşembe çocuklarla cupcake yapıyoruz.. hadi çıkın çıkın gelin.. :*




4 Aralık 2019 Çarşamba

Yine Yeni Bir Yıl, Yine Yenilikler...

Merhabalar...

Evet, çok yeni bir fikir değil ama, her yıl değişik katılımcılarımızla yenilikler içerisinde bir çarşı yapıyoruz yine...

Bu yıl daha da bir eğlenceli...

Önceliğimiz kişilerin kendi ürettiklerini paylaşması.. Bu defa çarşımız bu konuda efsane..

Alfabetik sırayla katılımcılarımızı tanıtayım;

Alpen Design kendi tasarladığı ve ürettiği pirinç, bakır ve gümüş takıları getiriyor..

Coffeerem, sevgili İrem ve Hakan müthiş kahveleri ve yılbaşı süsleriyle geliyor. Belki İrem aldığınız hediyeyi sizin için paketler, kandırabilirsek Hakan da bize kahve demler belki..

Edalı Bebek ve D&Art,  Yeşim Yucal'ın son anda ailevi nedenlerle aramızdan ayrılmasıyla kendine yer buldu. Çok şirin bebekler yapıyor ve pek zarif takıları var.

Gümüş İğne, telkarinin ve gümüş kırma işçiliğinin geldiği son noktada olan iki arkadaş.. çantalar mı istersiniz, örtüler mi...

Hatun Porselen de başka bir çılgın. Porselenden takı tasarlıyor. Porselen hamurunu şekillendiriyor, fırınlıyor, boyuyor, bir daha fırınlıyor.. Efsaneee..

İgi Cafe ve Coton, ilk kermesimizde de vardı. Arada bir Mare fıstığını büyüttü bu kermeste yine bizimle.. Organik pamuktan anne çocuk birazcık ta baba giysileri var. Üzerinizden çıkartasınız gelmiyor.

longa Likörleri de yine bizlerle.. Ev yapımı, narlı, tarçınlı, zencefilliyi biliyorum. Diğerleri hepimiz için sürpriz.. :)

Luiza Havlu Çarşaf bu yıl kolleksiyonuna battaniye ve nevresimleri de ekledi..

Özdil Handmade örüp, dikip getirdikleri dışında bir de sukulentlerle inanılmaz hediyelikler yapmış..

Patölye, ilk yıl vardı, hastalıklar sağlıklar bu yıl yine birlikteyiz. Hem de muhteşem bir konseptle. Pınar, dikiyor, süslüyor... ister kendinizi, ister çocuklarınızı, isterseniz de masalarınızı.. görmeniz gerekiyor. Anlatmak zor.. Kumaşları ayrı efsane.

Satsumania geçen yıl katıldı aramıza. Satsuma mandalinlerinden yapılabilecek herşeyle geliyorlar.. Sabunsa sabun, kurutulmuş mandalinaysa kurutulmuş mandalina, şekerse şeker...

Arifeceramic ise kendi ürettiği seramik obje ve takılarıyla bizlerle olacak..

İpeksi Tatlar olarak biz de farklı lezzetlerde çikolatalar hazırlıyoruz. Pavlova, browni ve ekşi maya ekmeklerimiz de tezgahımızda.. Sürprizleri bekleyin bence...

Ben çok heyecanlıyım.. Detayları ve gidişatı takip etmek için instagram ipeksitatlar hesabına veya facebook ipeksi tatlar tat atelyesi hesabına bekliyoruz.

Önümüzdeki hafta cuma cumartesi buluşuruz.


21 Ekim 2019 Pazartesi

Taktın diyeceksiniz.. evet taktım.. konumuz glikoz şurubu ve mış gibi yiyecekler..

Merhabalar..

Öncelikle bir ricam var.. Kendinizi iyi hissetmiyorsanız, yani hafif kırıklığınız varsa, boğazınız ağrıyorsa, sesiniz çıkmıyorsa başka insanların yanında çok kalmayın, onlarla tokalaşmayın, onlara sarılıp öpmeyin.. Hadi daldınız öptünüz.. o insanlara söyleyin de önlem alsınlar..

Kısacası, öpüldüm ve hastayım.. Çarşambadan beri sesim kısık, cumartesi iyice gitti.. peşinden bir hapşuruk tıksırık.. Bütün bir pazar evde yattım.. Beni öpeni öpesim var bu halimle :))) Pazartesi sabahı yani bu sabah kalktım.. Gevşek davranayım, öğleden sonra işe gideyim dedim ve televizyonda nasıl yapılır programlarından birine denk gelince karşısında kahvaltımı yapayım dedim.

Ne yapıyorlarmış, vişne şekerlemeli, bademli tartolet. Adı başka birşey. Marka adı gibi olmuş. Söylemeyeyim.

Önce dev bir margarini karıştırma kabına koydular, sonra un, su, kabartma tozu ve tuz. Başka bir yerde. Eriklerle frambuazlardan reçel yapmışlar. Nasıl yaptıklarını göremedik. Bu hamur yoğruldu, alüminyum (evet alüminyumdan tartolet kabı) kapların içerisine birer parça kondu. Sonra başka bir makina bunları bastırdı. Şekil verdi. Kenarları tırtıklı filan oldu.. Albenisi arttı. Sonra başka bir makina her bir tartoletin içerisine 5 gr. reçel koydu. İnanılmaz bir teknoloji. Binlerce tartoleti bir bakışta görüyorsunuz. Sonra bunlar 38 metrelik bir fırında önce (18 de 38 mi duydum acaba?) 195 derecede sonra 210 derecede sonra yine 195 derecede 9 dakika piştiler. Sonra da kademeli olarak soğudular. Sonra soğutma tüneline girdiler.

Bu arada bir adam, başka bir yerde litrelerce glikoz şurubunu bir yoğurma teknesine döktü. Sonra içine daha önce hazırlanmış, marshmallow kıvamına getirilmiş (onun da hazırlanmasını görmedik) yumurta beyazı ve şekeri koydu. Dikkat, hem glikoz şurubu hem şeker... sonra içerisine 2 kilo badem unu koydular. Ooo dedim.. lafım yarım kaldı. Bademin iki - üç katı kadar hindistan cevizi koydular.. Adam sordu, bunu niye koyuyorsunuz diye. Usta dedi ki "hindistan cevizinin dokusu bademe benziyor!!!!!!" üzerine de bir koca şişe badem aroması koydular ve karıştırdılar.. Sonuçta, badem gibi kokan biraz bademli bolca hindistan cevizli tartolet dolguları hazıırr..

Bunlar da gerçekten müthiş bir teknoloji ile o tartoletlerle buluştu ve içlerine 7 gr galiba dolduruldu. Sonra da fırına girdiler.. Çıktıklarında hem soğusunlar hem de üzerleri kabuk bağlasın diye bütün fabrikanın üzerindeki (tavan da gidiyorlardı) bantlarda vişnelerin konacağı yere geldiler. Orada da bir sürü kadın üzerlerine vişneleri koydu. Sonra da hepsi hoop pakete, oradan kutulara ve paletlere.. Ustelik başlaması ve bitmesi 3 saat 58 dakika süren bir işlemde 6500 adet tartolet yapıldı. Teknolojinin gözünün yağını yiyeyim..

Eee ne var bunda diyeceksiniz değil mi? Demeyin.. Güzel bir kandırmaca var ki haklarını yemeyeyim bu yine insaflısı..

Öncelikle bütün olan biten pişirmeler vs. hepsi alüminyum bir kabın içerisinde oluyor. Yediğiniz bütün tartolete alüminyum zerrecikleri bulaşıyor. Alüminyumu vücudumuzdan atamadığımızı biliyor muydunuz? Alüminyumun beyindeki nöronların iletişimini kestiğini? Alzhemeir olma nedeni olarak gösterildiğini?

Sonra hem şeker, hem glikoz şurubu kullanarak sizi şekerle bağımlı hale getiriyorlar. Glikoz şurubunun sakıncalarını lütfen okuyunuz. Bir gün ben de yazıcam. Topladığım bilgileri paylaşacağım.

Bir de ortada -mış gibi duran malzeme kullanımı var. Bademmiş gibi kullanılan hindistan cevizi. Aromayı basarsın kimse anlamaz. Niye böyle yapılıyor? Çünkü bademin güncel fiyatı 85 tl iken hindistan cevizinin fiyatı 15 tl. Maliyet azaltmak için..

Evet taktım. Bişiymiş gibi gözüküp o şey olmayanlara, inceden inceye bizi şekere boğanlara..

Etiket okuyun noolur..

Sevgiyle, sağlıkla kalın..

29 Ağustos 2019 Perşembe

Nerelerde İpeksi Tatlar'ı görmek istersiniz?

Merhabalaarrr...

Yeni bir şey daha yapıyoruz. Durmak yoook.. :)))

Unsuz, yağsız badem kurabiyesi..
Artık ürünlerimizi minik minik paketliyoruz ve sizin ulaşabileceğiniz yerlerde satmaya başlıyoruz. Örneğin, Alsancak'ta Sultan Veli Organik'te İpeksi Tatların şu anda unsuz yağsız badem kurabiyesi ve siyes unuyla yapılmış şekersiz keçiboynuzlu kurabiyesi var.
Siyes unu ve keçiboynuzu unuyla hazırlanmış şekersiz kurabiye
 Ekşi maya siyes veya karışık unlu ekmek te sipariş verebiliyorsunuz. Hatta ekşi maya da sipariş verebiliyorsunuz. Kendim yaptım, adını koydum diye demiyorum pek güzel bir maya oldu Leyla..:))


Leyla ile hazırlanmış tencerede pişirilmiş (tencereye sığmadı biraz tepesi basıldı :))) ) ekşi mayalı sarı buğday, siyes ve beyaz unlu ekmeğimiz.

 Şimdi, sizden bir ricam var. Bulunduğunuz yerlerde bizim ürünlerimizi satabileceğini düşündüğünüz, satmasını istediğiniz, cafe, şarküteri, butik mekanlar var ise bana haber verir misiniz?

Yapacağımız ürünler bu kadar değil. Okullar açılır açılmaz biz de açılacağız :))))

Görüşmek üzere..

Sevgiyle..